26 Nisan 2010 Pazartesi

7 YEDİ AYLIK BENİM KIZIM 7


Boy: 66 cm Kilo:6920. Kilomuz biraz az ama sağlığın yerinde, kıpır kıpırsın.
Birkaç gündür C yastığın içine seni oturtturunca önündeki oyuncaklarla oynuyorsun. Bu da bana ev içinde kendime zaman ayırmama fırsat veriyor.
-Ela diye sana seslenince başını çevirip bakıyorsun
-Ge ge ge ge diyorsun
-Suluğunu verince ağzına alıp şarkı söylüyorsun
-Her sabah 7 de Daddy'i giyinirken seyredip ona gülücükler atıyorsun.
-Espiri yaptığımızı anlıyor ve karşılık veriyorsun. Mesela geçen gün "küstüm ben sana" diyip başka yere bakıyorum sen elini ayağını oynatıp bir de hııı hıı deyip ilgimi çekmeye çalışıyorsun. Ben sana bakıncada kocaman kahkaha atıyorsun.
Baba ile karşılıklı oturunca sen ayağını kocaman yere vuruyorsun babanın seni taklit ettiğini görünce oyuna devam ediyorsun hatta baba aynısını yapsın diye bekliyorsun.
-Teyze sana cimcime cimcime deyince hoşuna gidiyor.
-Hala elimi tutarak uyuyorsun gündüz ve gece. Hatta tüm parmaklarını kapatıp sadece işaret parmağını uzatıp okşamamı istiyorsun. Bu Daddy ile aramızda artık bir şaka oldu. Bende bebek iken anneannenin elini tutup uyurmuşum. Hatta anneanne hep derdi " kolum üşürdü, üzerine battaniye örtüp senin elini tutardım" diye.Sen de bana benzemişsin galiba.
-Daddy ile benim her yerim senin tırnak izlerin ile dolu.
-Burki geldiğinde birbirinizin emziklerine saldırıp durdunuz, sonunda teyze emzik yarışı düzenledi size :)
-Bu akşam ilk defa yüz üstü uyudun.
-Seni çok seviyorum. Çok garip tüm gün beraberiz ama sen uyuyunca seni çok çok özlüyorum.
-Hala çok geziyoruz ve sen de bu durumdan çok memnunsun.
Ufff ufff her seferinde elinin boya ile izini çıkaracam diyorum kaç aydır ama hep kalıyoru hep kalıyor.

28 Mart 2010 Pazar

Şapur Şupur Yiyelim


Amsterdam maceramız esasında 2009 Ağustos'ta başladı, sen daha karnımdayken.
Daddy bir gün işten geldikten sonra KLM havayollarının promosyonu olduğunu ve gitmek isteyip istemediğimi sordu. İlk önce karar veremedik çünkü sen 5 aylık olacaktın, orası soğuk olacaktı,seninle uçak seyahatini göze alamıyorduk. Ama Daddy dayanamayıp biletlerimizi aldı, hatta senin ne zaman doğacağını bilmediğimiz için 1 Ekim yazdırmıştı doğum tarihini :)
Biletleri aldık ama eğer seninle gitmeyi göze alamasak ya Daddy tek gitecekti yada hep beraber gidip, Daddy ileAmsterdam'da dönüşümlü gezecektik. Eeee annecim nerden bilelim senin bizden çok gezmeye meraklı olacağını di mi...Ve o gün geldi çattı.Otelimiz çok merkezi bir yerde idi ve yoruldukça yada elimiz kolumuz çok dolunca otele dönüyor biraz dinleniyorduk.
Sen neler mi yaptın orada? Arabanda tıngır mıngır uyudun biz gezerken, etraftaki insanlar konuştukça sanki onları anlıyormuş gibi dikkatli dikkatli dinledin,sabah kahvaltıda elimdeki yiyeceklere saldırdın ve orada yetişen bir meyve sana tattırdığımda şapur şupur yedin.
Evet minik Ela hanım,Amsterdam gezisi esasında sana yaradı çünkü hoşumuza giden herşeyi aldık sana.İki alışveriş merkezinde de sadece bebekçileri gezdik durduk ama çok zevkliydi.
Pasaport kontrolündeki polis bebeğin ilk uçak seyahati mi diye sorduğunda "Hayır 8. uçak seyahati" dedik.
Eee gezgin anneyle baba olunca durum böyle oluyor.

28 Şubat 2010 Pazar

HIZLA BÜYÜYORSUN



30 Ocakta Serhan dayı ve Gülümser yenge (fındık yenge) Ankara'da nişanlandılar. Sen de nişan günü fındık yengenin sana hediye aldığı tulumu giydin. Herşey çok güzeldi, herkes o kadar cana yakındı ki hiç yabancılık hissetmedik. Sen ve Burak bir o kucakta bir bu kucakta gezip durdunuz. O akşamın en güzel kızı sendin, tabii yengeden sonra. :P

Bitanem, zaman öyle çabuk geçiyor ki, bak 5 aylıksın.
Öyle garip bir duygu ki senin bana hissettirdiğin...
Tüm gün beraberiz seninle. Genellikle sabah 7'de babanla aynı dakikalarda uyanıyorsun. Babanın yataktan kalkması ile seni yanıma alıyorum. Hava karanlık olmasına rağmen babanı seçebiliyorsun ve uykulu uykulu babayı seyredip gülücükler atıyorsun. Sonraki 1 saat boyunca yanımda yatıp ellerimle oynarken uykuya dalıyorsun tekrar. (Neden benim ellerimle bu kadar oynamayı seviyorsun merak ediyorum). Saat 9-10 gibi birlikte uyanıyoruz ve gün başlıyor bizim için. Dedim ya, 7:30'dan sen akşam uykusuna yatana kadar tüm gün beraberiz, ama yine de seni özlüyorum. Daha çok sarılmak, daha çok oynamak, seni daha çok yaşamak istiyorum.
Bu ay doktor kontrolümüzde 63cm ve 6170gr olduğunu öğrendik. Boy ve baş çevren güzel ama doktor amca "kilosu biraz az" dedi. Böylece artık ek gıdalara başlamamızı istedi.
Sabah 10'da meyve püresi, 12'de sebze çorbası, 4'te ev yapımı yoğurt (hala tam olarak tutturamadım) ve 9'da muhallebi. Tabi aralarda mama ve anne sütü. Ben bunları duyunca Filiz yengeye "eh artık ben evden hiç çıkamam" dedim. İlk gün elmanı rendeledim, sebze çorbasını pişirmeye başladım ve aynı anda yoğurt makinesine yoğurdunu attım. Eeee, peki sen bunlardan ne kadar yedin? En fazla 10 çay kaşığı. O da yalnızca çorbadan. Şu ana kadar en sevdiğin armut oldu. Tabii anne baba gezgin ya, hemen "dışarı çıkarsak napıcaz?" diye düşünüp hazır bebek yoğurdunu ve sebze çorbasını keşfettik :)
Bu arada ayın 25'i itibarı ile yer halında, yatağında fırıl fırıl dönmeye başladın. Ama öyle ki, nasıl döndüğünü merak edip seni seyretmeye başlayınca hiç bir şey yapmıyorsun. Başka bir işe dalıp tekrar sana baktığımda başın ayaklarının olması gerektiği yerde, ya da bacağın yataktan aşağı sarkıyor oluyor. Aferin benim hareketli kızıma :)

Bu arada şimdiden söyleyeyim, salı günü Amsterdam'a gidiyoruz.
Oradaki maceralarımızı da daha sonra yazıcam.

17 Ocak 2010 Pazar

BU AY BENİM KIZIN NELER YAPABİLİYOR?

Neler yapabildiğini söylemeden önce 3.ay kontrolümüzden bahsedeyim sana. Evet annecim yine doktor değiştirdik ama sana söz, bu son. Ender amcaya, Selina & Emirhan'ın doktoruna götürdük seni Filiz Yenge ile. Doktor amca gelmeden yatırdık seni yatağa, sen de etrafına bakınıyordun "Hmm, burası da neresi?" der gibi.
Ender Amca seni orada yatıyor görünce "Dur söyleme; bu kız çok akıllı, hiç ağlamıyor di mi? Çok uslu bir bebek" dedi ve ekledi "Ben bebeği yatağa yatışından tanırım diye" Seni uzunca kontrol etti. 4 cm uzamışsın ve 540 g almışsın.
Beni en çok şaşırtan seni 90 derece dik bir şekilde yatağın üzerinde oturtmasıydı. İçim bir hoş oldu. Hem çok bakmak istedim hem de gözlerimi kaçırmak. Sanki sen oturmak için daha çok miniktin, benim minik bebeğimdin henüz. Bir kaç hareket daha yaptırdı ve "Anne seni hep yatırıyor mu tembel kız?" dedi adım atmak istemeyince sen. Biz çok sevdik Ender Amcayı.

Bakalım neler yapıyorsun bu ay:
-Ellerini tutup izliyorsun
-Dilin kocaman dışarıda
-Kahkahaların çoğaldı.
-Daddy sana "Çok güzelsin sen" yada "Kimin kızısın sen?" deyince kocaman gülüyorsun
-Hickory Dickory Dock şarkısında bacaklarından yukarı gıdığına doğru parmaklarımı yürütünce gülüyorsun.
-Latif Amcanın aldığı bebeği tutup ağzına götürüyorsun
-Uyurken veya emerken parmağımı tutuyorsun
-Yan yatırmak istediğimde eğer hemen uyumak istemiyorsan yay gibi geriye gidiyorsun.
-Emdikten sonra başını geriye atıp yada diğer tarafa bakıp keyif yapıyor, canın isterse geri gelip devam ediyorsun.
-Artık kucağımda olmanın ne demek olduğunu çözüyorsun, bazen yatağına bırakınca ağlıyorsun
-Hala kaşlarını okşayınca uykun var ise gözlerini kapatıyorsun
-Sabaha karşı emziğin düşerse hemen geri istiyorsun fakat gündüzleri ve gece emziksiz -uyuyorsun.
-Altını açmam hoşuna gidiyor
-Aguu, gaa, bgaaa sesleri çoğaldı ve geveze olma yolundasın
-Banyoyu halen çok seviyorsun ve seni artık tek başıma yıkayabiliyorum
-Eskisi kadar Daddy'nin göğüsünde hareketsiz yatmıyorsun. Daddy seni en çok göğsunde tutmayı seviyor, ama sen yatmayınca bu duruma çok üzülüyor :)
- Bazen başını iyice bana doğru bastırıp "Beni kimseye verme, hep kucağında kalmak istiyorum" der gibi yatıyorsun
- Minicik parmağını emziğin sapına takıp ağzından çıkarıyorsun

Little Aussie



Almanya'ya uçamama durumumuzdan sonra, Daddy başımın etini yedi "Formları doldur" diye.. Eee, haklı aslında. Ben senin başvurunu zamanında yapmış olsaydım Pasaportunu almış olacaktık ve böylece Almanya'ya gidememe gibi bir durumumuz olmayacaktı.
Neyden mi bahsediyorum? Senin Avustralya vatandaşlığından.
Evet bitanem, 16.01.2010 tarihi itibarı ile artık hem Türk hem de Avustralya vatandaşısın.
Off annecim, bazen düşününce hiç olmayacak sanmıştım. Çünkü Ankara'daki Büyükelçiliğin vize bölümüne telefonla ulaşmanın hiç bir imkanı olmadı ve formu doğru mu doldurdum, ondan bile emin değildim.
Fakat formlar onlara ulaştıktan sonra orada çalışan ablalar arayıp nelerin eksik olduğunu, hangi belgeleri göndermem gerektiğini bildirdiler. Böylece en son geçtiğimiz Pazar günü son bir kaç belge daha isteyip adresimizi teyit ettiler. İnanamadım, resmen işler istediğimiz gibi gidiyordu. Ve bugün minik sertifikan geldi. Üzerinde "Citizen of Australia" yazıyor.
Şimdi sıra pasaportunu almakta... Ve sonra da, ver elini Amsterdam!!! :)

Anne Sinemaya, Ela & Daddy Starbucks'a


Bu aslında bir hayaldi, ama gerçekleşti. Sen hayatımıza girdikten sonra çok rahat alışveriş merkezlerine, tatile, gezmeye gittik ama tek yapamadığımız sinemaya gitmekti. Eee artık sen varsın diye Sevil & Hakanlarla sinema akşamları bir süreliğine askıya alınmıştı. Sakın üzülme, biz bu durumdan şikayetçi değiliz. Esasında seni sinemaya götürsek, senin bize hiç bir zararın olmaz eminim. Ama yine de senin minik kulaklarına yazık annecim. O yüzden daddy ile ayrı ayrı sinemaya gitmeye karar vermiştik. Daddy gitti ama ben seni bırakmaya cesaret edemedim. Daddy beni cesaretlendirip 3 saatlik Avatar filmine Sevil teyzenlerle gitmemi istedi, çünkü çok seveceğimi biliyordu.
Biz film saatinde seni Daddy'e teslim edip filme girdik. Daddy ile anlaşmıştık, bir sorun olursa mesaj gönderecekti. Film başladı, ilk yarı bitti, patlamış mısır ve kola almak için sıraya girdik (Ufff çok özlemişim bunu dedim). Senin durumunu merak edip Daddy'e telefon açtım, o bana mesajla cevap verdi:
Daddy: Ela sütünü içti, şimdi uyudu. Starbucks'tayız, herşey yolunda.
Me: Inanmıyorum! sütü içmesi zor oldu mu?
Daddy: Babasını hiç üzer mi bu melek?:) Çok kolay oldu, şahitlerim var. Gelince anlatırım.

Filmin bitiminde buluştuk ve daddy anlattı. İlk önce okumak için birşeyler almaya, D&R'a girmişsiniz. Orada çalışan abla ve abiler seni Daddy'den almış ve Daddy'e "Rahatça alışveriş yapabilirsiniz, Ela'ya biz bakarız" demişler. Seni eğlendirmek için sana kitap bile okumuşlar. Daddy kitaplarını dergilerini alıp geldiğinde ise onu CD'lere yönlendirmişler, "Siz biraz daha gezin" demişler. Hmmm, bir de seninle hem tek tek, hem de toplu resim çektirmişler. (Eğer bulabilirsem o resmi abilerden istiycem senini için)

Sonra kahve içmek için Starbucks'a gitmişsiniz ve yine oradaki abiler de çok yardımcı olmuşlar Daddy'e.
Biraz oturduktan sonra bi abla bakmış size doğru, sonra yanınıza gelip sormuş "Bu Ela bebek mi?" diye. Daddy çok şaşırmış, ama abla "Ben Beyza'nın kardeşiyim" diyince anlamış seni nereden tanıdığını. Beyza ablanın kardeşi sizinle konuşurken bir abi gelmiş, o da sormuş "Ela'nın babası di mi?" diye. Bu sefer daddy bi kere daha şaşırmış. O abi de Beyza ablanın kardeşinin erkek arkadaşıymış :) (Oyy uzun cümle oldu di mi annem?) Beyza ablayı aramışlar bu güzel tesadüfü haber vermek için ama Beyza abla uzaktaymış sanırım. Sonra hep beraber oturup sohbet etmişsiniz. Abla & abi gidince başka bir abla gelmiş Daddy'nin yanına. Önce "Koltuk boşsa alabilir miyiz?" demiş. Hemen sonra tekrar gelip "Biliyorum, çok oluyoruz ama, bebeği de alabilir miyim?" demiş :) Seni istemiş kucağına, ama belirtmiş de ellerinin temiz olduğunu, çünkü onun da ablası hamileymiş ve hiç bebek tutamam diye düşünüyormuş. Hopp almış seni götürmüş ablasının yanına, sevmişler seni.
Daddy rahat rahat gazetesini okumuş. Sonra sen bi çığlık atınca vermişler Daddy'e, o da senin altını değiştirmek için bebek bakım odasına gitmiş. Orada da karşılaşmış bir çiftle. Bi de espiri yapmış onlara:"Emzirmiyorum, sadece altını değiştiriyorum içeri gelebilirsiniz" diye :))

Sen Daddy ile birlikte böyle gezip eğlenirken, bizim de 3 saatlik film maceramızın sonu geldi. Çıkışta buluştuk ve bu hikayelerinizi dinledik. Sonra sen uyurken biz de kahvelerimizi içip evimize doğru yola çıktık.
İyi uykular Ela Bebek. İyi ki varsın.